Psikanalizde “birincil annelik tasası” (primary maternal preoccupation), Donald Winnicott’un annenin gebeliğin sonlarında başlayıp doğumdan sonraki ilk haftalarda yoğunlaşan özel ruhsal durumunu tanımlamak için kullandığı bir kavramdır. Winnicott bu durumu annenin, sıradan bir ruh halinden farklı olarak, özel bir ad gerektirecek kadar özgül bir psikolojik örgütlenmeye girdiğini söyler. Bu durum onun ifadesiyle neredeyse bir hastalık gibidir. Ancak burada kastedilen patolojik bir bozulma değil, annenin bebeğe hassas bir duyarlılıkla uyumlanabilmesini sağlayan geçici bir ruhsal yeniden yapılanmadır.
Bu süreçte annenin zihinsel dengesi belirgin biçimde yer değiştirir. İlgi, dikkat ve duygusal yatırım büyük ölçüde bebeğe yönelir; dış dünya ise göreli olarak geri çekilir. Anne kendini bebeğinin yerine hissedebilir. Bu, annenin bebeğin ihtiyaçlarını yalnızca gözlemleyerek değil, adeta içeriden hissederek kavrayabilmesini mümkün kılar. Ancak bu ilişki karşılıklı değildir. Bebek henüz anneyi ayrı bir varlık olarak deneyimleyemez; özdeşleşme kurabilecek bir ruhsal örgütlenmeye sahip değildir. Bu nedenle burada söz konusu olan şey simbiyotik ve eşit bir birlik değil, annenin bebeğe doğru tek taraflı eğilmesidir.
Winnicott’un en radikal katkılarından biri, bebeğin başlangıçtaki durumunu doyum üzerinden değil, varoluşun sürekliliği üzerinden düşünmesidir. Bunu “going on being” kavramıyla ifade eder; yani bebeğin temel ihtiyacı, kesintisiz biçimde var olabilmektir. Bu varoluş hali henüz ayrışmamış, zamansız ve son derece kırılgandır. Eğer bu süreklilik korunamazsa, bebek bunu basit bir eksiklik ya da hayal kırıklığı olarak değil, bir yok olma tehdidi olarak yaşar. Bu yüzden annenin işlevi yalnızca bakım vermeten ziyade, dış dünyanın bebeğe çarpmasını yumuşatarak onun varlığının kesintiye uğramasını engellemektir.
Winnicott bu durum için “This organized state… would be an illness were it not for the fact of pregnancy” diyerek bu örgütlü ruhsal durumun, gebelik olmasaydı bir hastalık olarak görülebileceğinden bahseder. Burada annenin yaşadığı şey, dışarıdan bakıldığında bir geri çekilme, hatta kimi açılardan bir çözülme gibi görünebilir. Anne kendi ihtiyaçlarını kısmen askıya alır, zaman algısı değişebilir, zihinsel odağı daralır. Ancak bu bir kayıp değil; bebeğin var olabilmesi için gerekli olan geçici bir yeniden düzenlenmedir.
Winnicott aynı zamanda bu sürecin her zaman gerçekleşmediğini de vurgular. Bazı kadınlar bu yoğun ruhsal duruma giremez. Bunu “flight to sanity” olarak ifade eder; yani sağlığa kaçış. Buradaki “sanity”, aslında tanıdık, kontrol edilebilir ve organize benliğe geri dönmeyi temsil eder. Anne, bebeğin talep ettiği bu geçici çözülmeye girmek yerine, kendi sürekliliğini korumayı seçer. Bu durumda annenin bebeğe yönelik o özel hassasiyeti ve uyumlanması sınırlı kalabilir. Yani “sağlık” gibi görünen şey, aslında bebeğin ihtiyaç duyduğu ruhsal esnekliğe dirençtir.
Öte yandan bu tasanın aşırı yoğunluğu da sorun yaratabilir. Bu nedenle mesele yalnızca bu duruma girip girmemek değil, bu sürecin dengesidir. Yetersizliği, bebeğe yönelik zihinsel yatırımın zayıflamasına; aşırılığı ise kaygılı ve kontrolcü bir ilişki biçimine yol açabilir. Bu noktada belirleyici olan şey sevgi değil, annenin bebeğe zihinsel olarak yer açabilme kapasitesidir.
Sonuç olarak birincil annelik tasası, bir rol ya da toplumsal beklenti değil; geçici ama hayati bir psikolojik durumdur. Anne bu süreçte yalnızca bakım veren biri değildir; bebeğin varlığını mümkün kılan çevre haline gelir. Winnicott’a göre tek başına bir bebek yoktur, her zaman ona bakan biriyle birlikte vardır. Bu yüzden birincil annelik tasası, annenin kendini kaybetmesi değil; bebeğin dünyaya tutunabilmesi için kendini geçici olarak yeniden düzenlemesidir.
Kaynakça ve İleri Okumalar
Donald Winnicott (1956). Primary maternal preoccupation.
J. F. Leckman, Ruth Feldman, Swain, J. E., Eicher, V., Thompson, N., & Mayes, L. C. (2004).
Primary parental preoccupation: Circuits, genes, and the crucial role of the environment.
Wendy Hollway (2011). Rereading Winnicott’s “Primary maternal preoccupation”.