Ergenlerde Kendine Zarar Verme Davranışı

Kendine zarar verme davranışı; bireyin intihar amacı gütmeksizin, cildini kesmesi, kanatması, yakması, sert yüzeylere vurması, yaralarını iyileşmesine izin vermeden sürekli kanatması gibi eylemleri kapsar.

Ergenlik döneminde görülen kendine zarar verme davranışı, klinik ortamda sıklıkla karşılaşılan ve arkasında karmaşık psikolojik mekanizmalar barındıran bir durumdur. Toplumda bir dikkat çekme çabası olarak etiketlenen bu durum, gerçekte ergenin yoğun duygusal acısını kelimelerle ifade edemediğinde bedeni üzerinden kurduğu bir iletişim biçimidir. Bazen ergenler, söze dökemedikleri içsel sıkıntılarını doğrudan bedenleri üzerinden somutlaştırarak, katlanamadıkları psikolojik acıyı fiziksel bir yolla kontrol etme çabasına girebilirler.

Bu durum, ebeveynlerde çok büyük bir korku, çaresizlik, öfke ve suçluluk hissi uyandırabilir. Ebeveynler, çocuklarının neden böyle bir şey yaptığını anlamakta zorlanabilirler. Yoğun bir panikle ne yapacaklarını bilemeyebilir ve ilk refleks olarak duruma öfkeyle, panikle ya da cezalandırıcı bir tavırla yaklaşabilirler. Oysa bu tepkiler, ergenin hissettiği yalnızlığı, suçluluğu ve anlaşılmama hissini daha da derinleştirebilir.

Peki, hem ergeni hem de aileyi bu denli sarsan bu davranışlar neden özellikle ergenlik döneminde daha sık görülüyor? Ebeveynler bu durumu nasıl fark edebilir, çocuklarına nasıl destek olabilirler, ve profesyonel psikolojik destek almak bu döngüyü kırmada nasıl bir rol oynar?

Ergenlik Dönemi ve Zorlu Duygularla Baş Etmek

Kendine zarar verme davranışı tipik olarak erken ergenlikte başlar ve 13-15 yaş aralığında zirveye ulaşır. Bu dönemin seçilmiş olması bir tesadüf değildir. Ergenlik, duyguları yönetme becerilerinin henüz inşa aşamasında olduğu, biyolojik ve psikososyal stresin ise en üst seviyede yaşandığı bir evredir.

Ergenler, yoğun bir yalnızlık, öfke veya kendine yabancılaşma hissiyle karşılaştıklarında, henüz olgunlaşmamış problem çözme becerileri yetersiz kalır. Bu noktada bedene zarar vermek, duygusal acıyı somut bir fiziksel acıyla değiştirerek “kontrol altına alma” ya da tam tersine derin bir “hissizliği kırma” işlevi görür. Bu strateji elbette faydalı olmaz, o an için geçici bir rahatlama sağlasa da, uzun vadede duygusal, fiziksel, ve psikolojik olarak ergene zarar verir.

Kendine Zarar Verici Davranışlarda Cinsiyet Farklılıkları

Bu davranışın altında yatan motivasyonlar, toplumsal cinsiyet rolleriyle şekillenerek kızlarda ve erkeklerde farklı yüzlerle ortaya çıkar.

Kızlar, yaşadıkları yetersizlik ve suçluluk gibi olumsuz duyguları içselleştirmeye daha yatkındır. Bu eylemi genellikle kendilerini cezalandırma amacıyla, derin bir gizlilik içinde ve vücutlarının görünmeyen bölgelerinde yaparlar. Ebeveynler; kız çocuklarının ani içe kapanmalarına, aşırı mükemmeliyetçi/kendini eleştiren tutumlarına ve bedenlerini gizleme çabalarına dikkat etmelidir.

Erkekler ise toplumsal “sert olma” beklentisi nedeniyle duygusal acılarını maskelerler. Kendine zarar vermeyi bir arkadaş grubuna kabul edilme, cesaret testi veya acıya dayanıklılık gibi bir “güç gösterisi” olarak sunabilirler. Anne babalar; erkek çocuklarının riskli akran ilişkilerini ve bedenlerindeki yaraları “kaza veya kavga” diyerek geçiştirip geçiştirmediklerini iyi gözlemlemelidir.

Risk Sinyalleri

Kendine zarar verme davranışı genellikle aniden gelişmez; öncesinde psikolojik, ilişkisel ve davranışsal bazı uyarı sinyalleri verir. Bireysel ve psikolojik düzeyde en güçlü risk faktörü intihar düşüncelerinin varlığıyken; duygu dalgalanmaları, dürtüsellik, kimlik karmaşası, kronik öfke ve yoğun yalnızlık hissi de önemli uyarı işaretleridir. Aile ve çevre odaklı sinyallerde ise yüksek aile içi çatışma, yetersiz duygusal destek ve hem yüz yüze hem de siber ortamda akran zorbalığına maruz kalmak riski ciddi oranda artırır. Davranışsal boyutta ise madde kullanımı, akademik ya da sosyal baskı kaynaklı yoğun stres ve ani riskli kararlar alma eğilimi dikkat gerektirir. Çok katmanlı bir zorlanmanın sonucu olan tüm bu göstergelerin erken fark edilmesi, krize müdahale açısından kritik bir öneme sahiptir.

Ebeveynler Nasıl Fark Edebilir?

Ergenler kendilerine zarar verdiklerinde bunu genellikle bir suçluluk veya utanma duygusuyla gizleme eğiliminde olurlar. Bu nedenle ebeveynlerin, çocuğun davranışlarındaki ve alışkanlıklarındaki ani değişimlere karşı uyanık olması gerekir. Dikkat edilmesi gereken temel risk sinyalleri, açıklanamayan ve iyileşmeyen yaralar, sıcak havalarda bile uzun kollu kıyafet tercih etmek, insanların yanında üstünü değiştirmekten kaçınmak, plaj ve havuz gibi ortamlara gitmek istememek, sosyalleşmemek ve yalnızlaşmak gibi durumlardır. 

Fark Edildiğinde Ne Yapılmalı?

Çocuğunun kendisine zarar verdiğini görmek, bir ebeveyn için oldukça zorlayıcı bir deneyimdir. Korku, çaresizlik, öfke, üzüntü, suçluluk gibi duygular hissedebilirsiniz. Kendi duygularınızı fark ettikten sonra, çocuğunuza destek olmak oldukça önemlidir.

  1. Duygularına Eşlik Edin: İlk amacınız ergeni yargılamak, cezalandırmak ya da ona nutuk çekmek olmamalıdır. Davranışın kendisine odaklanıp “Bunu neden yaptın?” diyerek hesap sormak yerine, onu bu noktaya getiren duygusal nedenleri anlamaya çalışın. “Son zamanlarda çok zorlandığını ve canının acıdığını fark ediyorum, yanında olmak istiyorum” mesajını vererek güvenli bir duygusal alan açın.
  2. Psikolojik Destek Alın: Kendine zarar verme davranışı, aile içinde sadece konuşarak veya sözler alarak çözülebilecek geçici bir durum değildir. Bu sinyaller, derin bir psikolojik zorlanmanın dışa vurumudur. Bu nedenle, döngüyü sağlıklı bir şekilde kırmak, ergenin duygularını bedeni yerine kelimelerle ifade etmesini sağlamak ve aile içi iletişim dinamiklerini düzenlemek adına mutlaka uzman bir klinik psikologdan veya bir psikiyatristten profesyonel destek almalısınız.

Kaynakça ve ileri okumalar:

Candeias, M. d. J., & Gouveia-Pereira, M. (2026). Adolescent deliberate self-harm: predictors of family and personal risk. Current Psychology, 45, Makale 22. https://doi.org/10.1007/s12144-025-08891-9.

Gao, Y., Zheng, M., Liang, Y., Wang, Y., Liu, J., & Liu, X. (2025). Developmental cascades among self-harm, other-harm, and emotion dysregulation in adolescents: a longitudinal within-person analysis of gender differences. European Child & Adolescent Psychiatry, 34, 3613–3627. https://doi.org/10.1007/s00787-025-02783-w.

Laye-Gindhu, A., & Schonert-Reichl, K. A. (2005). Nonsuicidal self-harm among community adolescents: Understanding the “whats” and “whys” of self-harm. Journal of Youth and Adolescence, 34(5), 447–457. https://doi.org/10.1007/s10964-005-7262-z.

Stea, T. H., Bonsaksen, T., Smith, P., Kleppang, A. L., Steigen, A. M., Leonhardt, M., Lien, L., & Vettore, M. V. (2024). Are social pressure, bullying and low social support associated with depressive symptoms, self-harm and self-directed violence among adolescents? A cross-sectional study using a structural equation modeling approach. BMC Psychiatry, 24(1), Makale 239. https://doi.org/10.1186/s12888-024-05696-1.