Çocukluk döneminde kurulan bağların eniden düzenlendiği ve yeni nesneler ile yeni bağların kurulduğu ergenlik sürecinde bir takılma, bir ketlenme olduğunda veya bir ergen büyüyemediğinde ne olur ? Kendi kanatlarıyla uçamayan bir ergen nasıl olurda kendi hayatını inşaa edebilir?
Ergenlik bireylerin bedensel, ruhsal ve toplumsal olarak geliştiği bir dönemdir. bu dönem hayatın diğer dönemlerinden farklı olarak sadece bir büyüme içermez aynı zamanda bir “dönüşüm” gerçekleşir. Birey olmak, kimlik inşa etmek, doğurgan bir cinsellikle tanışmak, toplum içerisinde yer bulmak başlıca ergenin ruhsal uğraşlarıdır.
9-13 yaşları arasında ergenliğin ilk ayak sesleri duyulur.
Çocukların büyük kısmı kendilerini bekleyen değişimlerden haberdardır. Nasıl büyüyecekler, nasıl değişecekler hem bilgilenmiş hem gözlemlemişlerdir. Bu süreçte bir bekleyiş ile birlikte bir değişim arzusuda vardır. Bedensel olduğu kadar ruhsal olan bu değişim çocukluktan gelen arzu, ideal ve özdeşleşme modelleri ile ilişkinin kesilmesi ve yeni haz ve ilgi kaynakları arama dönemidir.Yeni doyum kaynaklarını ailenin dışında bulan ergen kim olduğunu, ne sevdiğini ne sevmediğini, yaşamdan beklentisini keşfedecektir. Seçimler yapmak bu dönem için vazgeçebilme konusunda ergeni köşeye sıkıştıracaktır.
Ergenliğin temel meseleleri kendiliğe dair bir kimliğin inşa edilmesi ve özdeşleşme üzerinedir. Çocukluktan gelen kimliğin yenilenmesi belki baştan tasarlanması söz konusudur. Bilinen eski güvenli limanların yeniden keşfedilmesi, sorgulanması ve yeni güvenli limanların keşfedildiği bir süreçtir.Önce beden güçlenir, gelişir ve cinselleşir. Cinsellikle birlikte yaşam verebilme ve yaşam alabilme gücüne kavuşan ergen öteki cins ile ilk temasları denemeye çalışır. Kendi “yeni” bedenine yabancı olan ergen önce kendisi sonra öteki ile bağlar kurmaya çalışacaktır. Bu elbette başlangıçta zorlayıcı bir deneyimdir.
Ergenlik Sürecinde Ayrışma ve Bireyselleşme
Ergen yeniliklere alan açıp gelişip büyümeye adım mı atacak yoksa eski bildiği yollardan devam edip büyümeye direnç mi gösterecek ? Büyümek demek ergenler için çoğu zaman inisiyatif almak ve çocuksu olan hazları geride bırakmak terk etmek demektir, bu ayrışmayı ve bireyselleşmeyi yaşamayıp gelişim sürecini durdurup inhibe olan ve büyüyemeyen ergenler de görürüz. Ergenin bu yoldaki serüveni heyecan vericidir çünkü yolun kendisi sürprizler, sevinçler, kazanımlar kadar, hüzünler, kayıplar ve hayalkırıklıkları barındırır. Belki de tıpkı yaşamın kendisi gibi.
Ergenler bir yandan dinamizmleri, idealizmleri, her şeyi tüm dünyayı değiştirebileceklerine dair hissettikleri güçleriyle yetişkinleri büyülerken, bir yandan da giriştikleri riskli davranışlarıyla kaygıya boğmayı başarırlar. İçsel çatışmalarıyla baş edebilmek için düşüncenin yerine eylemi koymak, eyleme dökmek sıklıkla başvurdukları bir yöntemdir. Karar vermek, anlamak bizler için çoğu zaman zordur.Ne noktaya kadar ergenliğe has bir deneyimleme, ne noktada da patolojik bir duruma işaret ettiğine bakmak bizler için önemlidir. Ancak gözlemlemek, misilleme yapmadan dayanmak, anlama, dinleme çabasını bırakmadan var olmaya devam etmek, esastır. Ergenler ancak bu sayede özgürleşebilir.
Her şeyin ötesinde bu dönüşüme eşlik etmek ebeveynler ve öğretmenler açısından zorlayıcı ve krizli görünse bile bir doğum sürecine eşlik etmek gibidir.
Yazar: Klinik Psikolog Yener Yüksel